İçerik pazarlaması stratejisini oluştururken zamanla aslında çok fazla detay olduğunu fark edeceksiniz. Çünkü içerik dünyası da kendini sürekli yenileyen, canlılığını koruyan bir alan. O nedenle bu alanda uzmanlanmış içerik yaratıcılarının fikirleri, stratejinize ışık tutabilir.

Her zaman bir “daha iyi” vardır

Jay Acunzo, kendinize meydan okuyacağınız bir teklif sunuyor. İş ya da eğlence için bir içerik yaratırken, taslağınızın başına “Farklı bir şey” diye not düşmenizi ve hazırladığınız içeriği bu notu göz önünde bulundurarak tekrar okumanızı öneriyor. Çünkü her zaman daha iyisi vardır. Hatta hazırladığınız içerik geliştirip yayınlandıktan sonra tekrar baktığınızda bile bu durum geçerli.

Sizin anahtar kelimeniz hangisi?

Andy Crestodina, dijital platformlarda başarının tesadüfen olmadığını şu sözlerle özetliyor: “Arama motoru optimizasyonu pazarlamanın en yavaş yolu. Bu bir gerçek. Ancak bunda da bir kısayol var tabii. Benim bildiğim en hızlı olanı SEO taktiği.”

Referral trafiğe odaklanın

Web sitesi veya blogumuzda yaptığımız yayının başarısını ölçmek ve trafiği artırmak için Google Analytics hepimizin sağ kolu malum. Rand Fishkin de referral trafik için önemli bir ip ucu paylaşıyor. “Öncelikle en çok ziyaret aldığınız web sitelerinin bir listesini çıkarın (sosyal medya ya da organik trafik buna dahil değil). Top 20-50 aralığındakilerin neler yazdığını, kimlerin link verdiğini, yazarlarının ya da kurucularının sosyal medyada neler paylaştığını analiz edin. Çıkardığınız sonuçlar doğrultusunda içerik yaratırken bu çıktıları kullanmaya özen gösterin.”

Öncelik sırası mı? O da ne?

Her gün bir yenisi eklenen iş listesinde öncelik sırası yapmak en basit çözüm gibi durur. Peki ama neye odaklanacaksınız? Neil Patel, öncelik diye bir şey yoktur şeklinde net bir tavrı benimsiyor. Çünkü ona göre, öncelik dediğimiz, geri kalandan daha önemliyse ama hepsi aynı hedefe ulaşmayı amaçlıyorsa ne yapacağız? O nedenle başarıya ulaşana kadar ölçülebilir bir yol odaklanmanın gerektiğini vurguluyor. Misal sosyal medyanın sürekli büyüyen varlığı ve yarattığı yan etkileri hesaba kattığınızda, yaptığınız öncelik listesi yerle yeksan olabilir.

İki resim arasındaki farkı bulunuz

Joe Pulizzi’nin fark yaratan içerikleri üzerine söylediklerinden belki de en temel olanı, içeriklerde “fikrin” belirleyiciliği. Yani sinema üzerine bir yayın yapıyorsunuz diyelim ve yaptığınız işler  diğer yüzlerce yayına benziyor. Nasıl fark yaratacaksınız? Diğer yayınlarla aynı kelimeleri/cümleleri kullanmamak değil bu. Ann Reardon’ın yemek sitesi güzel bir örnek olabilir. Şimdi bir yemek sitesi ne kadar farklı olabilir ki diyebilirsiniz ama durun. Ann’in fikri tasarımla yemeği birleştirmek üzerine. Örneğin kesildiğinde instagram logosunu gördüğümüz pastası gibi… Peki bu pastanın kendi Youtube kanalında haftada 16 milyon görüntülenme aldığını söylesek?

İş birliği alternatifi

Son maddede Contentive olarak bir önerimiz var. Gerek basılı gerek dijital platformlarda farklı markalarla iş birliğine sıcak bakmıyorsanız bir kez daha düşünün. Özellikle dijitalde karşılıklı link alışverişi, sosyal medya paylaşımları gibi kanallar üzerinden daha önce hiç ulaşmadığınız kitlelere bile ulaşabilirsiniz. Ayrıca markalar arasında kurulan dostlukların samimi ve sempatik göründüğü de bir gerçek. Ne de olsa birlikten kuvvet doğar.